Filistin'i Kim ve Kimler Yahudilere Sattı ?

2007-05-12 21:50:00

İkinci Abdülhamid 'in sıkı tedbirlerini bazı memurların hainliği deldi.Akka’nın eski Umumı Müdürü Nabluslu Muhammed Tevfik, Bihke’nin eski Reji Müdürü Muhammed Said ve Bihke’ye bağlı Bihar Nahiye Müdürü Beyrutlu Suphi Efendiler’in raporu, Filistin topraklarının rüşvet ve para hırsıyla Yahudiler’e gittiğini ispatlıyor.Yahudilerin, Filistin'e yönelik yerleşme, yurt ve bağımsız ülke kurma operasyonları Temmuz 1882'lerde resmen başlamıştır. Önceleri Batılı Yahudi zenginlerin Filistin'den para ile Yahudiler için Osmanlı'dan toprak satın alma girişimleri ile başlayan bu operasyonlar, siyonizmin lideri Theodor Herzl'in 1896-1902 yılları arası tam beş defa İstanbul'u ziyaret ederek amacına ulaşmak için yaptığı girişimlerle yeni bir boyut kazanmıştı.1 II. Abdülhamid Theodor Herzl'in her teklifini -vaat ettiği para ve medya desteğine rağmen- kesin bir dille reddetmiş, padişah, arkadaşı Newlinski aracılığı ile Theodor Herzl'e şu ültimatomu göndermişti:''Eğer Bay Herzl, senin arkadaşın ise ona söyle, bu meselede ikinci bir adım atmasın. Ben bir karış dahi olsa toprak satmam. Zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsüldar kılmışlardır. o bizden ayrılıp uzaklaşmadan, tekrar kanlarımızla örteriz. Benim, Suriye ve Filistin alaylarımın askerleri birer birer Plevne'de şehit düşmüşlerdir. Bir tanesi bile geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanında kalmışlardır. Devlet-i Aliyye bana ait değil, Türk milletinindir. Ben onun hiç bir parçasını veremem. Bırakalım Musevi'ler milyonlarını saklasınlar; benim imparatorluğum parçalandığı zaman Filistin 'i karşılıksız ele geçirebilirler.Fakat yalnız bizim cesetlerimiz parçalanarak, bu ülke taksim edilebilir. Ben, canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına asla müsaade edemem.” 2 "Filistin’i Satmayız.”Fakat buna rağmen bugün 0lduğu gibi dün de Yahudiler Avrupa'da ''Ermeni Meselesi''nd... Devamı

Osmanlı Topraklarında Şuan Bulunan Devletler

2007-05-12 21:46:00

Avrupa * 1.Türkiye(sonsuza değin bizimdir !!!)* 2.Bulgaristan (545 yıl Osmanlı'nın toprağı olmuştur.)* 3.Yunanistan (400 yıl)* 4.Sırbistan (539 yıl)* 5.Karadağ (539 yıl)* 6.Bosna-Hersek (539 yıl)* 7.Hırvatistan (539 yıl)* 8.Makedonya (539 yıl)* 9.Slovenya (250 yıl)* 10.Romanya (490 yıl)* 11.Slovakya (20 yıl) Osmanlı adı : Uyvar* 12.Macaristan (160 yıl)* 13.Moldova (490 yıl)* 14.Ukrayna (308 yıl)* 15.Azerbaycan (25 yıl)* 16.Gürcistan (400 yıl)* 17.Ermenistan (20 yıl)* 18.Güney Kıbrıs (293 yıl)* 19.Kuzey Kıbrıs (293 yıl)* 20.Rusya'nın güney toprakları (291 yıl)* 21.Polonya (25 yıl)-himaye- Osmanlı adı: Lehistan* 22.İtalya'nın güneydoğu kıyıları (20 yıl)* 23.Arnavutluk (435 yıl)* 24.Belarus (25 yıl) -himaye-* 25.Litvanya (25 yıl)-himaye-* 26.Letonya (25 yıl) -himaye-* 27.Kosova (539 yıl)* 28.Voyvodina (166 yıl) Osmanlı adı: BanatAsya* 29.Irak (402 yıl)* 30.Suriye (402 yıl)* 31.İsrail (402 yıl)* 32.Filistin (402 yıl)* 33.Ürdün (402 yıl)* 34.Suudi Arabistan (399 yıl)* 35.Yemen (401 yıl)* 36.Umman (400 yıl)* 37.Birleşik Arap Emirlikleri (400 yıl)* 38.Katar (400 yıl)* 39.Bahreyn (400 yıl)* 40.Kuveyt (381 yıl)* 41.İranın batı toprakları (30 yıl)* 42.Lübnan (402 yıl)Afrika * 43.Mısır (397 yıl)* 44.Libya (394 yıl) Osmanlı adı : Trablusgarp* 45.Tunus (308 yıl)* 46.Cezayir (313 yıl)* 47.Sudan (397 yıl) Osmanlı adı: Nübye* 48.Eritre (350 yıl) Osmanlı adı: Habeş* 49.Cibuti (350 yıl)* 50.Somali (350 yıl) Osmanlı adı: Zeyla* 51.Kenya sahilleri (350 yıl)* 52.Tanzanya sahilleri (250 yıl)* 53.Çad'ın kuzey bölgeleri (313 yıl) Osmanlı adı: Reşade* 54.Nijer'in bir kısmı (300 yıl) Osmanlı adı: Kavar* 55.Mozambik'in kuzey toprakları (150 yıl)* 56.Fas (50 yıl) -himaye-* 57.Batı Sahra (50 yıl) -himaye-* 58.Moritanya (50 yıl) -himaye-* 59.Mali (300 yıl) Osmanlı adı: Gat kazası* 60.Senegal (300 yıl)* 61.Gambiya (300 yıl)* 62.Gine Bissau (300 yıl)* 63.Gine (300 yıl)* 64.Etiyopya'nın bir kısmı (350 yıl) Osmanlı adı: HabeşHilafeten bağlı yerler * 65.Hindistan Müslü... Devamı

Türklüğün Ongunu Bozkurt

2007-05-12 21:40:00

KURT CİNSLERİNİN AVLANMA BİÇİMLERİ ve TÖRELERİ Kurtlar, cins cinstir. Bu cinsler, karakter ve yaşayış biçimlerine göre birbirlerinden ayrılırlar. Bozkurt, kurt türleri arasında üstün nitelik ve özellikleri olan bir kurt cinsidir. Onu, Karakurt denilen bir başka kurt cinsi ile Canavar adıyla adlandırılan bir başka kurt cinsi izler. CANAVAR: Canavar denilen kurt, bir sürüye daldığında sürünün tümünü telef eder ancak, içinden yalnızca birini kendisine yem yapar. Canavar diye adlandırılan kurtların belli bir töresi yoktur. KARAKURT: Karakurt, bir sürüye daldığında sürünün yarısını telef eder, bu telefatın içinden de tek bir tanesini kendine yem yapar. Karakurtlar, kısmen törelidirler. BOZKURT: Bozkurt, bir sürüye daldığında yalnızca bir hayvanı telef eder ve bunun da yarısını kendisine yem yapar; öteki yarısını ise varsa ailesine, yoksa avlanamayacak denli yaşlı bozkurtlara taşır. Bozkurtlar, töreli yaratıklardır. GÖK BÖRÜ: Bir de Bozkurt ile aynı cüsse ve karakterde olan ve adına Gökbörü denilen bir kurt vardır. Gökbörü, Bozkurt'un tüyü gök renginde (açık mavi) olanıdır. Türk efsane ve destanlarına göre Gökbörü, 100 yılda 1 ya da 2 kez görünür. Oğuz Kagan Destanı'ndaki kurt, işte bu gökbörülerden biridir. KURT'UN GENEL ÖZELLİKLERİ Kurt, yalnızca kuzey yarımkürede yaşar. Postunun rengi, yaşadığı bölge ve yaşına göre değişiklikler gösterip kara-kahverengi-ak arasında değişirse de genel olaraz boz sarı renktedir. Seyrek olarak ak renkli ve kızıla çalan renkli kurtlara da rastlanır. Kurt, yırtıcı ve etçildir. Kulakları sivri uçlu, bacakları uzundur. Yaklaşık 122 sm uzunluğu ve 45 sm'e yaklaşan kuyruğu ile iri ve güçlü bir hayvandır. Ağırlığı 25-55 kg arasında değişir. Göğüsünde krem; omuz, kuyruk ucu ve dilinde ise kara benekler bulunur. Kurt, genellikle geceleri avlanır. Kışın sürüler halinde dolaşır. Issız yerlerde dolaşmayı sever. Tavşan, geyik vb yabani hayvanları yediği gibi koyun, keçi türündeki evcil hayvanlar da avları arasında yer alır. Dağlı... Devamı

İskenderiye

2007-05-04 11:40:00

Amatör dalgıçların yıllardır bildikleri, sık sık dalış yaptıkları bir bölgeydi... Limanın birkaç kilometre açığında ve sadece 8 metre derinlikte gördüklerine de bir isim takmışlardı: "Kaya Ormanı"... Binlerce dev granit taştan, sütun parçalarından, sfenks heykellerinden ve mini dikilitaşlardan söz ediyorlardı, ama kimse onları ciddiye almıyordu. Ta ki, 1962 yılında, içlerinde birkaç arkeologun da bulunduğu bir grup profesyonelin dalışına kadar...Onlar gözlerine inanamamışlardı; suyun dibinde bir tarih yatıyordu. Ancak, hemen önlem alınması gerekiyordu. Bazı parçalar yavaş yavaş kuma gömülmeye başlamıştı bile... Ayrıca kalıntılar oldukça sığ bir bölgede bulunduğu için, dalgaların sürtünmesi kayaları aşındırıyordu.Mısır hükümeti, ilk önlem olarak binlerce metreküp çimento bloku dökerek bölgeyi küçük bir limana dönüştürdü ve böylece dalgaların etkisini ortadan kaldırdı. Oysa, tam 22 yıl sonra suyun dibindekiler çıkartılmaya başlandığında, ekibi bir başka sürpriz bekliyordu. Dalgıçlar biraz daha derinlerde, kiloları 10 ile 75 ton arasında değişen pembe granitten dev bloklara rastlamışlardı. Çalışmaları denetleyen İskenderiye Araştırmaları Merkezi müdürü Jean Yves Empereur ve ünlü bir mısır bilimci olan Jean Pierre Corteggiani'ye göre, bu dev granit bloklar dünyanın 7 harikasından biri olan İskenderiye Feneri'ne aitti.Şimdiye kadar bu bölgeden çıkarılan parça sayısı 34... Araştırmayı yürüten Fransız bilim adamları, denizin dibinde daha böyle en az 2000 parça olduğunu ileri sürüyorlar. Ancak bölgedeki tüm parçaların İskenderiye Feneri'ne ait olup olmadığı konusunda fikir ayrılıkları söz konusu...Bir grup arkeolog, bu iki bin parçanın büyük bir çoğunluğunun Fener'e ait olduğunu iddia ederken, Jean Yves Empereur, bu 2000 parçadan sadece 20 tanesinin Fener'in orijinal parçası olabileceğini söylüyor. Örneğin geçen Ekim-Kasım aylarında çıkarılan ve şu sırada müzede saklanan 12 ton ağırlığındaki başsız insan heykelinin (torso) Fener'e ait olduğu kesin.,.... Devamı

Gronikos Çatışması

2007-05-04 11:32:00

(İÖ 334 yazı başları), Pers İmparatorluğu'nun istilası sırasında Büyük İskender'in kazandığı bir zafer. Sayıları büyük olasılıkla 40 bini bulan Persler, Granikos ırmağı (Kocabaş Çayı) kıyılarında mevzilenmişti. İskender'in hücum tabur, karşı kıyıdan yağan kargılara karşın ırmağın sığ yerinden öbür tarafa geçti. Onları izleyen İskender, Pers hattının sol merkezini vuracak biçimde yerleştirdiği komutanlarını harekete geçirdi.İskender, Pers Kralı III. Dareios'un iki akrabasını öldürdü; kendisi ise süvari birliği komutanı Kleitos (Kara) sayesinde ölümden kurtuldu.. Persler bundan sonra dağıldı. İskender'in biyografisini yazan Arrhionos'a göre (İS 2. yy) bu savaşta Makedonyalılar yalnızca 115 kayıp verdiler.BÜYÜK İSKENDER'İN GRANİKOS SAVAŞI(Valerio Massimo Manfredi'nin Büyük İskender adlı romanından. Can Yayınları) Peritas yüzünü yalayarak sahibini uyandırdı; İskender ayağa fırladığında, zırhını giydirmek için yardımına gelmiş iki askerini gördü. Leptine, gümüş bir tepside ona 'Nestor Lokması' getirmlşti; kahvaltısı peynir, un, bal ve şarapla çırpılmış çiğ yumurtaydı. Hükümdar zırhı ve dizlikleri bağlanır, kemeri beline geçirilir, kılıcı takılırken, ayaküstü kahvaltı etti. "Bukefalos'u istemiyorum," dedi çıkarken. "Irmağın kıyıları fazlasıyla kaygan ve o çamura gömülebilir. Bana doru Sarmaçya atımı getirin."Yardımcıları onun seçtiği atı almaya gittiler. İskender tolgasını sol kolunun altına sıkıştırıp kamp alanının ortasına doğru yürüdü. Adamları sıra sıra dizilmişlerdi; her an yeni askerler gelip arkadaşlarının yanındaki yerlerini alıyorlardı. İskender getirilen atına bindi, önce Makedon ve Thessalialı süvari birliklerini, sonra Yunan piyadelerini denetledi.Uç birliklerinin süvarileri kampın ötesinde, doğu kapısına yakın bir noktada, mükemmel düzende beş sıra olmuş bekliyorlardı. Kralları geçerken, sessizce mızraklarını havaya kaldırdılar. İskender hareket buyruğunu verdiği anda, Kara onun yanındaki yerini aldı. Yürümeye başla... Devamı