Mustafa Kemal ve Bakara Suresi

2007-04-30 12:35:00

Mustafa Kemal, kurulacak devletin şekli ile ilgili toplumun her kesiminden insanlarla görüşmeler yaparken sıra, mollalar, şeyhler ve din büyüğü geçinen kişilere gelir. Mustafa Kemal bunlara haber göndertip, gelecek hafta kendileriyle bu konuyu görüşeceğini ancak konuşmalarının bir temeli olarak katılacak olan herkesin Bakara suresini 288. ayetine kadar okumalarını rica eder. Toplantı günü gelip çattığında, Mustafa Kemal kürsüye çıkar ve sorar: -Arkadaşlar, buraya gelmeden önce hepinizden Bakara suresini 288'e kadar okumanızı rica etmiştim. Kimler okudu Bakara'yı 288'e kadar? Salondaki bütün eller istisnasız olarak bu ricayı yerine getirdiklerini belirtmek için havaya kalkar. Bunu üzerine Mustafa Kemal sözlerine devam eder: -Beyler işte, kuracağımız devletin neden din temeline dayanamayacağının açıklaması: Bakara yalnızca 286 ayettir. Devamı

En İlginç 10 Şey

2007-04-30 12:33:00

  Geleceği gören harita Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis'in 1513'te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu'nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu'nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818'de gerçekleşmişti. Dahası, Piri Reis'in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti. 2000 yıllık pil Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafından 1938'de Irak'ın başkenti Bağdat'ın yakınlarında bulunan 2 bin yıllık pil, bilim adamlarını şaşkına düşürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabın içine monte edilmiş bir bakır silindir, onun etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan oluşan bu nesneyi "dünyanın en eski pili" olarak tanımladı. Pilin 2 volt enerji ürettiği saptanırken, 1800'lü yularda modern pili icat eden Alessandro Volta adlı İtalyan kontunun da şöhretine gölge düştü. Kristal kuru kafa Maya dönemine ait 1000 yıllık bu kristal kuru kafa, tek bir blok kristal üzerine oyma olarak yapılmış. Nasıl yapıldığı hala anlaşılamayan kuru kafanın altından tutulan ışık, doğrudan göz çukurundan yansıyor. Bu teknolojinin bugün bile mümkün olmadığı söyleniyor. Harçsız taş set Peru'nun Cusco bölgesindeki bir İnka kalesinin etrafını 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapımında, tanesi 300 tona varan kireçtaşı blokları kullanılmış. Ancak hiç harç kullanılmamasına rağmen bu kayalar, arasına bıçak bile sokulamayacak kadar mükemmel yerleştirilmiş. Generalin kemer tokası M.S. 300'lü yıllarda ölen Çinli general Çou Çou'nun mezarında 1956 yılında bulunan kemerin tokası, yüzde 85 oranında alüminyumdan yapılmış. Ama doğada sadece bileşik olarak bulunan alüminyumun diğer maddelerden ayrıştırılarak tek bir madde olarak kullanılabilmesi ilk kez 19. yüzyılda mümkün olmuştu. 1000 yılda yapılan kent... Devamı

Devlet Adamı

2007-04-30 12:30:00

Atatürk'ün başyaveri Salih Bozok anlatıyor. Başkumandan, düşmandan kurtardığı İzmir'de geçireceği ilk gecesinin tarif edilemez sevincini yaşıyordu. İzmir'deki yeni evinde Mustafa Kemal Paşa ilk gecesini çalışarak geçirdi. Kendisi için zengin bir sofra hazırlandığı halde hiçbir yemeğe dokunmadan ufak tefekle karnını doyurdu ve geç vakitlere kadar çalıştı. Ertesi sabah erkenden uyanmıştık. Hafif bir kahvaltıdan sonra vilayet konağına gittik ve doğruca Vali'nin odasına girdik. Vali, İngiliz Konsolosu ile konuşuyordu. Biz gelince Vali ayağa kalktı ve Konsolos ile Mustafa Kemal Paşa'yı tanıştırdı. Konsolos, iyi Türkçe biliyordu. Paşa Vali'ye sordu: -Konu nedir? Vali anlattı: -Sayın Konsolos, İngiliz tebaasından olan vatandaşlar ile Rum, Ermeni, Yahudi gibi azınlıkların güven altında bulunduklarını belirtir bir "güvence" istiyorlar. Ben kendilerine herkesin eşit biçimde güven altında olduklarını bildirdim. Mustafa Kemal Paşa, konsolosun Türkçe bildiğini biliyordu, öyle olduğu halde öfkesini belirtmek için sordu: -Ee, peki daha ne istiyormuş? Bu soruya konsolos Türkçe cevap verdi. -Tebaamız hakkında hükümetinizden yazılı teminat istiyorum! Konsolos garip bir biçimde diklenmişti... Paşa'nın sesi havada kırbaç gibi şakladı: -Yunanlılar zamanında kendi tebaanızı daha emniyette mi görüyordunuz? Konsolos gerisinde İngiliz devletinin bulunduğunu belli eden bir kasılma ile: -Evet , dedi. Yunanlılar burada iken tebaamızı emniyette görüyorduk. -Öyleyse buyrun tebaanızla birlikte Yunanistan'a gidin, efendim! Konsolos kendisinden umulmayacak bir cesaret gösterdi: -Yani majestelerimin hükümetine savaş mı açıyorsunuz? Mustafa Kemal iyice öfkelenmişti fakat öfkesini tuttu ve konsolosa: -Siz kiminle ve ne konuştuğunuzu biliyor musunuz?.. Ben Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Türk Orduları Başkomutanıyım. Savaş açmaya, barış yapmaya hakkım var. Siz kimsiniz!.. Hükümetiniz adına savaş ve barış görüşmeleri yapmaya yetkili misiniz? Böyle bir yetk... Devamı

Sevr Antlaşması'nın Hala Yürürlükte Olduğunu mu Sanıyorsunuz

2007-04-30 00:21:00

Kollarında ve omuzlarındaki işaretlerden amiral rütbesinde olduğu anlaşılan İngiliz Donanması Komutanı, Hükümet Konağı'nın kapısından girerek Mustafa Kemal Paşa'nın odasına doğruldu. Nazik, fakat öfkeli bir hali vardı. Ruşen Eşref önüne çıkıp ne istediğini sorunca: -Başkomutan Mustafa Kemal Pasa ile görüşmek istiyorum!.. dedi. Birlikte odaya girdiler kapı kapandı. Amiral önce: -Çok güç koşullar altında bir savaş kazandınız, sizi asker olarak içtenlikle kutlarım. Çanakkale'deki basarinizi rastlantıya borçlu olmadığınız, kanıtlanmış oldu.Büyük bir askerle tanıştığım için memnunum. Amiral bir süre sonra konuya girmiş: -Ülkenin kontrolünüz altında bulunan bölümünde bizim tebaamız ve sizin azınlıklarınızdan Ermeniler, Rumlar var.Yeni askeri yönetim altında bu insanların statüsü nedir? güvende midirler?.. -Hiç kuskunuz olmasın Amiral!..Türkiye'deki bütün insanlar gibi tebaanız ve sözünü ettiğiniz azınlıklar da TBMM Hükümeti'nin eşit koruması altındadır. Suç islemeyenler, kendilerini bu memlekette benim kadar güvende sayabilirler. -Suç isleyenler? -Suç isleyenler Sayın Amiral, dünyanın her yerinde olduğu gibi, ülkemizde de adaletin huzuruna çıkarlar...Suçlu iseler, cezalarını elbette çekeceklerdir... -Fakat Paşa Hazretleri, fevkalade günler geçirdik. Yunan ordusundan cesaret alan Rumların bazıları, şımarıklıklar yapmış olabilir. Bugün bu insanlar yerli halkın düşmanlığı ile yüz yüzedirler. Ermeniler için de başka açıdan aynı şeyleri söyleyebilirim. Biliyorsunuz, arkadaşlarının büyük bir bölümü göçe zorlandı ve önemlice bir bölümü de hayatlarını kaybettiler. Bu ruh tedirginliği içinde Yunan ordusu ile işbirliği yapmış, bazı Türklere zor günler geçirtmiş olabilirler. Bunlar, fevkalade günlerin olaylarıdır. Bağışlanması, hoş görülmesi gerekir. Eğer bu kimseler, halkın husumetine bırakılacak olursa, bütün dünya aleyhinize kıyameti koparır! Son cümleye kadar Amiral'i gülümseyerek dinleyen Mustafa Kemal Paşa, 'dünyanın koparacağı gürültü ile' kend... Devamı

Napolyon ve Waterloo savaşı

2007-04-28 09:18:00

Victor hugo'nun sefiller'de "waterloo bir savas degildir dunyanin yuzunun degismesidir" diyor, gerçekten de Waterloo tüm tarihçiler tarafından birincidünya savaşı öncesi son kesin sonuçlu ve büyük savaş olarak kabul edilmektedir.Bu savaş avrupa kıtasının hatta dünyanın kaderini değiştirdi.History Channel Waterloo belgeselinde şöyle deniyor : Napolyon,kıyaslandığında Büyük İskender,Büyük Friedrik,Sezar ve Hannibal'dendaha fazla savaş görmüş ve kazanmış biri,ama biz onu sadece Waterloo ile hatırlıyoruz,ne büyük bir trajedi.Tarihçiler yıllardır Napolyon gibi yenilmez görünen bir asker ve o zamanın efsanevi Fransız ordusunun bu savaşı nasıl kaybettiğini sorgular.Aslına bakacakolursak Elbe adasından kaçtıktan sonra Napolyon tekrar iktidarı alırken savaşdüşündüğü son şeydi,ordu savaşa hiç de hazır durumda değildi,prusya,ingilteregibi büyük devletlere savaş ilan etti,ancak hiç biri bunu kabul etmedi,hepsininisteği Napolyon belasından sonsuza dek kurtulmaktı.İngiltere,Prusya ve İsveçhemen birleşti,Bu orduların başında Napolyondan müthiş nefret eden adamlar,Wellington dükü Arthur Wellesley,Prusyalı general Von Blucher ve İsveçtenNapolyonun kişisel düşmanı da olan Bernadette vardı.Zor durumda ki Napolyonyine de bir savunma savaşı düşünmedi,ona göre savaşı kazanmanın en iyi yolune olursa olsun hücum etmekti,Napolyon askeri alanda bir hücum ustasıydı,buna karşın Wellington dükü bir savunma ustası.Napolyonun yaptığı hücumlarbir türlü sonuç vermiyor,İngilizler müthiş direniyordu,özellikle Fransızların efsanevi süvarilerine karşı uyguladıkları kare savunması şaşırtıcı ve mükemmeldi.Böylece fransızlar prusyalılar yetişene kadar ingilizleri haklayıp birleşmelerini önlemeyi başaramıyordu,uzaktan bir ordu göründü ve bu ordunun blücher'in prusya ordusu olduğunun ortaya çıkması savaşın seyrini belli ediyordu.Özellikle başarısız süvari ve top hücumlarından sonra gelen ve wellingtonun şapkasını kaldırıp "hücum" demesiyle başlayan ingiliz saldırısı napolyon ordularının geri... Devamı