Düşmanımı Güçlü Kıl (Kızılderililer)

2007-04-28 09:14:00

Kızılderililerin beyazlarla olan ilişkisi 16'ıncı yüzyılın başında Normandiyalı, Basklı ve Portekizli armatörlerin Newfoundland (Kanada) açıklarına morina balığı avcılığı yapmak için gelmeleri ve yerlilerle madeni eşya karşılığı kürk almaları biçimindeki değiştokuş ticaretiyle başlar, Kuzey Amerika'daki İspanyol, İngiliz, Hollanda ve Fransız varlığının karmaşık güç ilişkilerinde devam eder, 1753-1763 Fransa-İngiltere ve 1763 Fransız-Kızılderili Savaşı gibi topyekun muharebelerde şekillenir, İç Savaş öncesi Amerikan eyaletleri ile mücadeleye ve İç Savaş sonrası ABD hükümeti karşısındaki nihai yenilgiye varır. Film karelerinden öğrenilen kahramanlık gösterilerinde yüzlerce kurşunun üzerine gözünü kırpmadan atılan görev adamları, düşsel bir dünyada doğaüstü becerileriyle şahlanan kostümlü kahramanlarına pek sık rastlanır, oysa 'kahramanlık' hikayelerinin ardında çoğu kez halkların acıları uzanır. Yine çoğu kez, bu acılara nüfuz etmek kolay olmaz, çünkü her dönemin 'çağdaş' iletişim kanallarının kalın sis perdesi, o puslu coğrafyadaki cılız sesi duyup da duraksamayan isteksiz ve kuşkucu kulakları kendi yalancı güneşiyle avutur. Kuzey Amerika Kızılderililerin tarihi bir 'kahramanlık' safsatasının değil, en azından bir 'direniş' yolculuğunun tarihidir. 1861'deki İç Savaş'tan sonra son federasyon askerinin de güney eyaletlerinden çekildiği sıralarda, yani beyaz adam toprağa ve tabii üretim güçlerine sahipken, yeni eyalet kanunlarıyla kağıt üzerinde 'özgür' ama gerçet hayatta çulsuz ve perişan olan Afrika kökenlilerin bir parça toprakta bir parça ekmek umuduyla akın akın Batı'ya, Kansas'a göç ettikleri yıllarda Kızılderililer için mengenenin son kertesi de kapanmak üzeredir. Tatanka İyotanka'nın (Oturan Boğa), 19 Temmuz 1881'de, açlık çeken ve donmak üzere olan, çoğu kadın ve çocuk 200 kişiyle birlikte teslim olmasını izleyen yıllar, Kızılderililerin direnişinin bir kıvılcımla parlayıp sonra da ebediyen... Devamı

Yaralı Diz Katliamı

2007-04-26 11:13:00

Wounded Knee Katliamı, (Türkçe'de "Yaralı Diz" anlamına gelir) Lakota Siuları ile Birleşik Devletler arasındaki son büyük çatışmadır. General Nelson A. Miles tarafından Yerli İşleri Komisyonuna yazılan bir mektupta çatışma sonrasındaki olaylar katliam olarak nitelendirilmiştir.1890'da ABD hükümeti Amerikan yerlileri (Kızılderili) arasındaki "Hayalet Dansı" nın bir savaş dansı olduğundan şüpheleniyordu. Ancak bu dans Kızılderililer için kutsal bir seremoni idi ve bazı yerliler ellerinden alınan haklara bu kutsal dansı icra ederek kavuşacaklarına inanmışlardı. Savaş Bakanlığı yerlilerin bir isyan hareketine kalkışacakları düşüncesiyle 7. Süvar alayını Pine Ridge ve Rosebud bölgelerindeki Lakota yerlilerinin kamp yerine göndermiş, bu kutsal dansı icra edenleri tutuklamak istemişti.29 Kasım1890'da Birleşik Devletlerin beş yüz kişilik 7. Süvarialayı Minneconjou Lakota yerlilerinin kamp yerlerini çevirmiş ve çıkan çatışmada yirmi beş süvariye karşılık, aralarında altmış iki kadın ve çocuğun yer aldığı 153 Siu öldürülmüştür. Ancak çatışma sırasındaki kargaşada tam olarak kaç kişinin öldüğü bilinmemektedir.Dee Brown 1970 yılında yazdığı Bury My Heart at Wounded Knee adlı incelemesinde (Türkçe'ye Kalbimi Vatanıma Gömün olarak çevrilmiştir) Kristof Kolomb'un İspanya Kraliçesine Kızılderililerle ilgili şunları yazdığını aktarır: "Yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına Majestelerin önünde ant içebilirim. Komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derece tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar." Ancak sözlerine şöyle devam eder: "Elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz.”1890'da Wounded Knee'deki Siu katliamı Kizilderili özgürlüğünün sembolik olarak sonu oldu. Katliamı yaşayan Kara Geyik o gün bir başka şeyin daha öldüğünü söyler: "O zaman kaç kişinin öldüğünü anlayamamıştım. Şimdi kocamışlığımın şu yüksek tepesinden gerilere baktığımda, yerde birbirleri üz... Devamı

KIZILDERİLİ TARİHİ

2007-04-26 11:12:00

BEYAZ ADAM YÜREĞİN NE KADAR KARA İMİŞ" Ulu Tanrı , rüzgarın içinde duyduğum ses kimin sesi,bütün dünyaya hayat veren kimin nefesi -duy beni-. Senden önce geldim . Senin çocuklarından biriyim.ben küçük ve güçsüzüm , senin gücüne ve bilgeliğine ihtiyacım var. Güzellikler içinde yürüyelim ve gözlerim hep farkına varabilsin kırmızı ve mor gün batımının. Ellerim saygı göstersin senin yaptığı ve yarattıklarına,kulaklarım açıkça duyabilsin sesini.Beni öyle bilge yap ki ben benim insanlarıma öğrettiklerini anlayabileyim ve kayalara ve yapraklarına arasına gizlediğin derslerini anlayabileyim. En büyük düşmanım olan kendimle savaşıp kendi içimdeki gücü bulabileyim ve hazır olayım sana gelirken;Temiz ellere ve saf gözlere , öyleki yasam batan bir günbatımı gibi solmaya başladığında ruhum sana saf ve lekesiz gelebilsin."Kızılderili, Kuzey Amerika yerlilerine verilen genel isimdir.İlk AmerikalılarBuzul Çağı’nın en şiddetli döneminde, M.Ö 34.000 - M.Ö 30.000 yıllarında, dünyadaki suyun önemli bir bölümü büyük kıtasal buz katmanları halindeydi. Bunun sonucunda, Bering Denizi bugünkü düzeyinden yüzlerce metre daha aşağıdaydı ve Asya ile Kuzey Amerika arasında, adına Beringia denilen, bir kara köprüsü oluştu. Beringia’nın en geniş döneminde 1.500 kilometre kadar olduğu sanılıyor. Nemli ve ağaçsız bir tundra olan bölge, otlar ve diğer bitkilerle kaplıydı ve bu da ilk insanların yaşamak için avladıkları büyük hayvanları çekiyordu.Kuzey Amerika’ya ilk erişen insanlar, yeni bir kıtaya ayak bastıklarını hemen hemen kesinlikle bilmiyorlardı. Herhalde, atalarının binlerce yıldır yaptığı gibi Sibirya kıyılarında av peşinde koşuyorlardı ve sonra da kara köprüsünü aşmışlardı.M.S ilk yüzyıllarda, bugün Arizona’da Finiks kentinin bulunduğu yöreye yakın yerleşim birimlerinde, top oynamak için alanların ve Meksika’da bulunanlara benzeyen piramit biçimli kümbetlerin yanı sıra kanal ve sulama sistemleri kuran Hohokumlar yaşıyordu.Şükran Günü'nün Anlamı1620'lerd... Devamı

Cezayir'deki Fransız Vahşeti

2007-04-26 11:10:00

  İşte, Cezayir katliamı olmak üzere, Fransa'nın muhtelif Afrika ülkelerinde gerçekleştirdiği katliamlar hakkında birtakım özet bilgiler. Buyurun...GirişCezayir 1830'dan 1962'ye kadar yani toplam 132 yıl süreyle Fransa'nın işgalinde kaldı. Bu süre içinde Cezayir halkı da kesintili olarak bağımsızlık savaşları verdi. En şiddetli savaş ise 1954-1962 arasında gerçekleştirilen büyük bağımsızlık savaşıdır. Bu süre içinde Fransız işgalciler 1,5 (bir buçuk) milyon Cezayirliyi hunharca şehit etmişlerdir. Fakat Fransa'nın Afrika'da gerçekleştirdiği tek katliam Cezayir katliamı değildir. Fransa hemen hemen girdiği tüm Afrika ülkelerinde benzer katliamlar gerçekleştirmiştir. Öldürülenlerin sayısı belki farklıdır ama hepsinde de aynı vahşet ruhunun etkin olduğunu görüyoruz. Üstelik bu katliamlar Ortaçağ'ın karanlık zihniyetiyle değil 20. yüzyılın yani modern çağın modernist felsefesiyle, insan hakları, uluslararası hukuk gibi kavramların bütün dünya kamuoyunun literatürüne girdiği bir dönemde gerçekleştirilmiştir. Biz de bu araştırmamızda başta Cezayir katliamı olmak üzere, Fransa'nın muhtelif Afrika ülkelerinde gerçekleştirdiği katliamlar hakkında birtakım özet bilgiler vereceğiz.Fransa'nın Cezayir İşgaliFransa'nın Cezayir'e yönelik işgal amaçlı saldırıları 1827'de başlamıştır. Fakat saldırıların başlamasıyla ilgili gelişmeler oldukça ilgi çekici ve düşündürücüdür. O tarihte Cezayir, Osmanlı Devleti'ne bağlı bir eyalet durumundaydı ve başında da aslen İzmirli olan Dayı Hüseyin Paşa bulunuyordu. Fakat Osmanlı Devleti'nde baş gösteren zayıflama Cezayir'i de Fransa karşısında zayıf duruma düşürmeye başlamıştı. O sıralarda Fransa hükümeti, Bacri ve Busnak adlı Cezayirli iki yahudiden 5 milyon Frank ve bir miktar hububat borç almıştı. Fransa krallık idaresine geçince yeni yönetim bu borçları tanımakla birlikte ödemeyi durdurdu. Bunun üzerine söz konusu iki yahudi alacaklarının tahsili için Dayı Hüseyin Paşa'y... Devamı

Genelkurmay'dan "Girit" Belgeleri

2007-04-26 11:00:00

Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATASE), Girit ve Sisam adalarında yaşanan ayrılıkçı terör eylemlerine ait belgeleri gün ışığına çıkardı.ATASE tarafından çıkarılan Askeri Tarih Belgeleri Dergisi, kitap formatında çıkardığı özel sayısında Girit ve Sisam adalarında yaşanan ayrılıkçı terör eylemlerini, ilk kez yayımlanan belgelerle ele aldı.Kitapta, 19'ncu yüzyıl sonu ile 20'nci yüzyıl başında "Akdeniz" adalarından Sisam ve Girit'teki terör olaylarının iç yüzü ortaya çıkarılırken, söz konusu eylemlerin "dış bağlantılarına" dikkat çekiliyor.ATASE Başkanı Korgeneral Eyüp Kaptan, kitabın sunuş bölümünde, Girit ve Sisam adalarında meydana gelen ayrılıkçı terör eylemlerinin, yöntem ve amaçlarının çağlar geçse de değişmediğini göstermesi bakımından çarpıcı örnekler ve belgelerin bulunduğunu belirtti. Kaptan, "Özellikle dış kaynaklı desteklerin, bu tür hareketlerin gelişiminde, Girit ve Sisam adasındaki eylemlerde ne denli önemli rol oynadığı da tespit edilmektedir" dedi.Korgeneral Kaptan, Girit Genel Meclisi'nin Müslüman üyelerinin yayımladığı "24 Mayıs 1896'da Meydana Gelen Girit Olayları" broşürü ile aynı Meclis'in Hıristiyan üyelerinin isteklerine ilişkin bildirilerin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi durumunda önemli tespitlerin ortaya çıkacağının altını çizerken, "Böylece tarih araştırmalarındaki dün-bugün mukayesesinin belgelere dayanan bilimsel açıklamaları yapılmış olacaktır"dedi.YUNANİSTAN'DAN SİLAH YARDIMIKitapta, Girit ve Sisam adalarında yaşanan olaylara ilişkin çok sayıda belgeye yer verildi.Kandiye Sancağı Kaymakam Vekili Hamdi'nin Girit Yüksek Memurluğu'na yazdığı dilekçede, Girit'e Yunanistan tarafından sağlanan silahların ve teröristlerin karaya çıkarılışı şöyle anlatılıyor:"İki gün önce Şira'dan, Panayama ve Hidra adlı iki Yunan gemisi Resmo ve Kandiye arasındaki kıyılardan birisine gelmiştir. Bu gemilerden 1000-2000 tüfekle 800 kadar ada dışından gelen terörist karaya çıkarılmıştır. 1200 ... Devamı