İSTANBUL BİZE KÜSKÜN...

2007-04-18 10:00:00

Kurdun devlet-ü ikbâli çobanın uyumasındandır.İslâm'ın manevi kalesi İstanbul. "Ben Osmanlıyım, ben İslam'ım" der gibi konuşurdu kendi dilinde. Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmet, 23 yaşında İstanbul'u fethettiği zaman Bizans'ın paha biçilmez hazinelerini Sultanahmet Meydanına yığarak gaziler arasında pay edilmesini emreder. İstanbul'un manevi fatihi Akşemseddin Hazretleri Ayasofya Caminde gazilere ilk hutbesini vermek üzere kürsüye gelir. -Ey gaziler! Allah'ın yardımları ve sizlerin de cesaret ve gayretleri ile İstanbul artık elhamdülillah bizimdir. Bu şehrin kıyamete kadar sizin elinizde kalmasını ister misiniz? diye sorar. Zafer mutluluğu ile kendilerinden geçen gaziler hep bir ağızdan - Elbette isteriz" derler.Akşemseddin Hazretleri - O zaman aldığınız ganimetlerin dörtte üçünü hayra harcayın buyurur. Bunun üzerine bütün gaziler hayır ve hasenat için yarışa girerler. Kendi adlarına camiler, mescitler, sebiller, külliyeler, medreseler, hamamlar yaptırırlar. İşte ecdadımızın zekatıdır İstanbul'un tarihi. Şimdi yerinde rüzgarın sesinin uğuldadığı, heba olan zekatların yokluğu yaşanır şehrin her köşesinde. Zamanın birinde İstanbul'a Le Corbusier isminde bir Fransız mimar gelir. O, tam bir Osmanlı tutkunudur. 1911 de İstanbul için yazdığı bir yazıda şöyle der. "Kitlelerde elemanter geometrinin bir disiplini var. Kareler, küpler, küreler geçidi adeta. Planda ise tek bir eksene uyarlanan bir dikdörtgen. İşte mimari biçimlerin melodisi" Bu şehir farklıdır. Le Corbusier bunu fark eden ilk kişi değildir ama bu konuda kendini sorumlu hisseden bir Osmanlı hayranıdır. Ve Türk Milletinin inkılapçılarına gözlemlerini ve duygularını belirten bir mektup yazar. " İstanbul'un tozuyla, toprağıyla olduğu gibi bırakılmasını tavsiye ediyorum. Hiçbir şeye dokunulmamalı , şehir olduğu gibi muhafaza edilmelidir." der. Ve yine kendi kaleminden "Ah! Keşke bu mektubu yazmasaydım.İşte hayatımın en büyük hatasını yaptım" der. "Çünkü bu mektubu yazmamış olsa... Devamı

Tarihin en ilginç intiharı

2007-04-17 12:56:00

  Fransız bir adamın trajikomik intihar vakası. 1998'de bir Fransız oldukca karmaşık bi intihar girişiminde bulundu. Bir deniz kıyısında yüksek bir yamacın tepesine çıkıp boynuna bi ip bağladı, ipi de büyük bi kayaya bagladi. Sonra zehir içti ve kendini ateşe verdi. Uçurumdan atlarken de tabancayla kafasına ates etti! Ama devamı daha ilginç. Çünkü kurşun onu ıskalayıp ipi kesti, böylece adam suya düştugünde asılı kalmadı.Soğuk su yanan elbiselerini söndürmekle kalmadı aynı zamanda onu şoka sokarak yuttuğu zehri kusmasını sağladı. Sudan bir balikçı tarafından çıkarılıp hastahaneye götürülen adam orada hipotermi (vücut ısısının aşırı düşmesi)den dolayı öldü Devamı

''Yahudilerin mutlu ülkesi Osmanlıydı'' .Marc An

2007-04-17 12:47:00

  Adı Marc Angel. Doktoralı bir ilahiyatçı, haham. Amerika’nın batısında Seattle Washington’da doğmuş. 3 yıl önce gördüğü bir rüya sonucu, Osmanlı Yahudilerinin tarihini, kültürünü sosyal hayat içindeki durumlarını, İspanya’dan hangi sebepten Osmanlı’ya göç etmek zorunda kaldıklarını yazmaya karar vermiş.Çocukluğu, büyüklerinin Türkiye ile ilgili anılarını ve şarkılarını dinleyerek geçmiş Marc Angel’in. Büyükbabası Tekirdağ’da, büyükannesi Marmara Adası’nda doğmuş. Yahudilerin o dönemde diğer yerleşim bölgelerine nazaran, en mutlu oldukları ülkenin Osmanlı Devleti olduğunun da bilinciyle çalışmalarına başlamış. Ülkemizde hâlâ akrabaları, arkadaşları var. Türkiye hahambaşısı İzhak Haleva’nın çocukları New York’a okumaya geldiğinde onlarla ilgilenmiş. Marc Angel, ülkemize ilk kez 1986 yılında gelmiş. Büyükbabasının doğduğu Tekirdağ ile İstanbul’a, Edirne’ye ve dedesinin babasının doğduğu Rodos’a gitmiş ailece ve Büyükada’daki akrabalarını ziyaret etmişler. Kendini evinde gibi hissetmiş. Türkiye’deki akrabalarının bir kısmı tekstil sektöründe çalışıyor, bir kısmı da Kapalıçarşı’da dükkan sahibi. Marc Angel’la, Manhattan’da 70. Cadde’de bulunan ünlü Yahudi mimar Arnold Branner tarafından 1897’de inşa edilen sinagogda buluşup, ‘Foundations of Sephardic Spirituality- The Inner Life of Jews of the Ottoman Empire (Sefarad Maneviyatının Temelleri-Osmanlı Yahudilerinin Ruhsal Hayatı)’ adını verdiği kitabını ve Türkiye özlemini konuştuk. Osmanlı Yahudileri ile ilgili kitap yazma fikri nasıl doğdu? 3 yıl önce şaşırtıcı bir şekilde rüyamda bu kitabın başlığını gördüm. Bunu Yüce Allah’tan gelen bir mesaj olarak algıladım. Atalarım Türkiye’den gelmişti ve çocukluğumda evimizde çok sık Türkiye konuşulur, Türkçe şarkılar dinlenirdi. Büyükbabam çok saygın biriydi. Hayatın anlamını kavramış bilge bir insandı. Bu kültürün nereden kaynakland... Devamı

Ermeninin hain planının itirafı...Lütfen okuyun...

2007-04-17 12:46:00

  İstanbul´daki Robert Koleji´nin kurucusu ve uzun yıllar bu kolejin müdürlüğünü yapmış olan Dr. Cyrus Hamlin´in 28.12.1893 tarihli Congregationalist dergisinde "Ermeniler Arasında Tehlikeli Bir Hareket" başlıklı bir makalesi çıkıyor. Makalede, Hınçak komitesinin Osmanlı Ermenilerini nasıl bir kanlı eyleme hazırladıkları anlatılıyor. Yazının şu paragrafı çarpıcıdır, Hamlin diyor ki: "Kusursuz İngilizce ve Ermenice konuşan ve ihtilalin hararetli savunmasını yapan çok zeki bir Ermeni bana, Rusya´nın Anadolu´yu istila edip ele geçirmesini hazırlamayı kuvvetle ümit ettiklerini bildirdi. ´Nasıl?´ sorusuna da şu karşılığı verdi: ´Bu Hınçak çeteleri, İmparatorluğun her tarafında örgütlendiler, Türkleri ve Kürtleri öldürmek ve onların köylerini ateşe vermek, sonra da dağlara çekilmek için fırsat kolluyorlar. Bunu yapınca gazaba gelecek olan Müslümanlar savunmasız Ermenilerin üzerlerine çullanacaklar ve onları barbarca kılıçtan geçirecekler. Bunun üzerine Rusya, insanlık namına ve Hristiyan uygarlığı adına Anadolu´ya girecektir. Bu tasarıyı dehşet verici ve her türlü tahayyülün ötesinde gördüğümü bildirince de şu cevabı verdi: ´Hiç şüphesiz size öyle gelebilir, fakat biz Ermeniler hür olmaya kararlıyız. Avrupa Bulgar dehşetine kulak verdi ve Bulgarlara hürriyet verdi. Milyonlarca kadın ve çocuğun çığlıkları ve kanı ile karışacak olan bizim sesimize de kulak verecektir.´ Bu plan yüzünden bütün uygar insanlar Ermeni adını lanetler diye kendisini vazgeçirmeye çalıştımsa da fayda etmedi. ´Biz ümitsiziz, bunu yapacağız´ dedi. ´Fakat sizin halkınız Rusya himayesi istemiyor. Kötü de olsa Türkiye´yi tercih ediyor. (Rusya ile Türkiye) arasında yüzlerce millik bitişik topraklar var, buralara göçler her zaman kolay olmuştur. Sizin halkınız Rusya Hükümetini tercih etmiş olsaydı, bugün Türkiye´de tek bir Ermeni ailesi kalmazdı (hepsi Rusya´ya göçmüş olurdu)´ dedim. ´Evet, bu aptallıkları yüzünden şimdi acı çekeceklerdir´ diye cevap verdi...(Bilal N. Şimşir, Bilgi Yayınevi s.116... Devamı

Osmanlının Muhteşem Kütüphanesi

2007-04-17 12:40:00

  Modern tarihin en buyuk kitap yakma olayi 1992 yilinda yasandi. 25 Agust.1992gunu uygar avrupalilarin onayi ve gozleri onunde sirp milliyetcileri Sarayova`daki 102 yillik Bosna Ulusal Unv.Kutuphanesine yangin bombalariyla saldirdilar. Kutuphanede 1milyon 500 bin cilt kitap bulunmaktaydi. Bunlarin 155 BIN TANESI COK ENDER BULUNAN PAHA BICILMEZ EL YAZMASI kitaplardi. Kutuphanede ayrica ulusal arsiv, gecmis yillarin gazete+dergileri ve Saraybosna unv.nin koleksiyonlari bulunmaktaydi. Uygar avrupa ailesinin bireylerinden olan sirp militanlarinin yangin bombalariyla atese verdigi bu OSMANLI SAHASERI KUTUPHANE tam 3 gun yandi ve icindeki paha bicilemez tarihi osmanli arsivi tamamen yok oldu.Kutuphane calisanlari ve Bosnali vatandaslar uzerlerine kursun yagmuru tutulmasina karsin bir zincir olusturup bazi degerli kitaplari kurtarabildiler.Bu olaydan 3 ay once de yine uygar avrupalilarin gozleri onunde sirp militanlar Sarayova Oryantal Ensitutusune bombali saldirida bulunup yakıp yerle bir ettiler. HER IKI SALDIRIRIDA DA sirplar HEMEN BITISIGINDEKI SIRPLARIN YASADIGI HICBIR BINAYA DOKUNMAMISLARDIR !!!!!!! Ekte gördugunuz resimler bu OSMANLI KUTUPHANESI`ne ait fotograflar.Bina tamamiyle ahsap oymaciligiyla yapilmistir. ... Devamı